Meme Küçültme Ameliyatının Riskleri Var mıdır?
Meme Küçültme Ameliyatının Riskleri Var mıdır?
Meme küçültme ameliyatlarına dair merak edilerden konulardan biri de bu ameliyatın riskleridir. Meme küçültme ameliyatları kapsamları ameliyatlardır ve benzer diğer ameliyatlar gibi birtakım riskleri mevcuttur. Bu risklerden kişilerin en çok merak ettiklerini, kalıcı olan fonkisyonel ve görsel riskler olarak ifade etmek mümkündür.
Meme küçültme ameliyatları risklerine dair en çok merak edilen konulardan biri kişinin emzirme yeteneğinin etkilenip etkilenmeyeceğidir. Meme yapısında bulunan birtakım sinirler, bez dokusu, süt kanalları ve meme başı hassasiyeti emzirme için zaruri unsurlardır. Meme küçültme ameliyatları esnasında bahsedilen bu unsurların zarar görme ihtimali bulunur. Kullanılan cerrahi tekniğe ve ameliyat olan hastanın anatomisine göre meme üzerinde nerelere kesi yapılacağı, memeden ne kadar doku çıkartılacağı gibi detaylara göre emzirme yeteneği etkilenmektedir. Eğer meme küçültme ameliyatı esnasında süt üretiminde etkili sinirlerde zedelenme olursa, göğüs içlerindeki bez dokusu fazla çıkartılırsa, meme başı hassasiyetini yitirirse, emzirme yeteneği kaybedilebilir. Çeşitli meme küçültme ameliyatlarında, meme başına kan aktarımı kesilerek tekrar konumlandırılma yapılabilmektedir. Bu tarz prosedürler meme başı hassasiyetinin yitirilmesine ve süt kanallarıyla olan bağının kopmasına sebep olabilir.
Meme küçültme ameliyatlarının göğüslerin görünüme dair riskleri de olabilmektedir. Deri üzerinde kesi yapılan hemen hemen her cerrahi girişimde olduğu gibi, meme küçültme ameliyatlarından sonra da göğüs derisi üzerinde birtakım izler oluşmaktadır. Bu izlerin iyileşme tamamlandıktan sonraki belirginliği ve genel estetik algıya uygun oluşu hedeflenen sonuca, ameliyat tekniğine, cerrahın becerisine ve kişinin deri yapısına göre değişkenlik göstermektedir. Bazı kişilerin genetik yapısı, hızlı iyileşmeye ve az yara izi oluşturmaya yatkınken bazı kişilerinki ise tam tersi olabiliyor. Diğer tüm koşullar ideal denebilecek durumdayken bile, sadece kişinin bireysel yapısından dolayı yoğun, belirgin yara izleri oluşabilmektedir. Nadir de olsa ileri seviyelerde bu hipertrofik yara izlerine (geniş, etli, kalkık yara izlerine) veya keliodlere (aşırı büyüyen ve büyümeye devam edebilen, pembe/kırmızı renklere dönüşebilen, kalkık, etli yara izlerine) dönüşebilmektedir. Fakat kişinin genetik yapısında böyle bir durum yoksa, diğer etkenler de elverişli durumda ise, oluşacak yara izleri zamanla oldukça azalarak fark edilmesi zor hale gelebilmektedir.
Meme küçültme ameliyatları sonrasında iki meme arasında asimetri olabilmesi görünüme dair bir diğer risktir. Çoğu kadının göğüsleri kendinden bir miktar asimetriye sahiptir. Meme küçültme ameliyatlarıyla simetriyi arttırmak hedeflense de sonuçlar da asimetri olabilmesi söz konusudur. Ayrıca göğüslerin konturunda ve şeklinde de düzensizlikler de karşılaşılabilmektedir.
Meme küçültme ameliyatına dair risklerin ve istenmeyen durumların önüne geçmek adına bu alanda ihtisas sahibi bir cerrah seçilmesi ve ameliyat planlamasının detaylıca, hastanın anatomisine özel planlanması ve doktor hasta arasında iyi bir iletişim oluşturulması tavsiye edilir.