Yüz Germe Ameliyatından Sonra Belirgin İzler Kalır Mı?

Estetik ameliyat olmayı düşünen kişilerin merak ettikleri en çok konulardan biri ameliyat sonrasında operasyon alanında belirgin izler kalıp kalmayacağıdır. Yüz germe ameliyatı olmayı düşünen kişiler de bu ameliyat sonrasında yüzlerinde izler kalıp kalmayacağını ve bu izlerin belirgin olup olmayacağını merak edebilmektedirler.

Cilt üzerinde kesi yapılan hemen hemen her cerrahi girişimden sonra bazı izler oluşabildiği gibi yüz ve boyun germe ameliyatları sonrasında da bu durum söz konusudur. Yüz ve boyun germe ameliyatlarından sonra oluşacak izin yeri ve yapısı birtakım etkenlere bağlıdır. Özellikle oluşacak izlerin yeri konusundaki etken, kullanılacak ameliyat tekniğine bağlıdır. Oluşacak izlerin yapısı ise cerrahi becerilere ve kişinin bireysel cilt yapısına bağlıdır denebilir.

Yaşlanmanın yüz ve boyundaki göstergelerini iyileştirmeyi hedefleyen yüz ve boyun germe ameliyatları esnasında, hastanın yüzündeki ve boynundaki deri drape edilebilir, yani fazla deri alınarak kalan deri daha sıkı bir şekilde konumlandırılır. Yüzdeki derin doku yapıları da yeniden konumlandırılarak gerilebilirler. Gerekli görülen bölgelerden yağ dokuları çıkarılabilir. Çene çizgisi üzerindeki sarkmış, gevşek derinin sıkılaştırılması, ağız, burun çevresindeki derin çizgilerini giderilmesi, yanaklardaki sarkık ve fazla derinin, çene ve boyundaki sarkık, fazla derinin ve yağ dokusunun alınması, orta yüzdeki sarkmış derin yüz dokularının sıkılaştırılarak daha üst pozisyona alınması yüz ve boyun germe ameliyatlarının hedefleri arasındadır. Ayrıca, yüz hatlarının belirginleşmesi, yüzün genel olarak daha genç bir görünüm kazanarak yenilenmesi, yüz ve boyun germe ameliyatlarının hedeflediği sonuçlardır.

Yüz germe operasyonlarında, saç veya saç çizgisinde ve kulağın önünde (şakak bölgesinde) başlayan bir kesi ile gerçekleştirilir. Kesi, kulak önünde aşağı doğru uzatılır, kulağın altına gelir ve daha sonra kulağın arkasındaki saç veya saç çizgisinde sonlanarak kulağın arkasından yukarıya doğru çıkar. Deri ve yağ dokusu, mevcut gevşekliği düzeltmek için gerektiği kadar alttaki kas ve bağ dokusundan ayrılarak kaldırılır. Cerrahın gerekli olduğunu düşünmesi durumunda, altta yatan kas ve bağ dokusu dikişlerle gerginleştirilebilir. Deri geriye ve yukarıya çekilir ve fazla deri alınır. Yara daha sonra dikişler ve deri zımbaları ile kapatılır. Daha derin yapılarda işlemlerin yapıldığı yaklaşımlar da kullanılabilir. Gerçekleştirilen bu işlemler yüz ve boyun derisi üzerinde kesilerin yapılmasını içerebildiğinden dolayı, oluşabilecek izler de bu hatlarda olacaktır. İyileşme tamamlandıktan sonra genelde belirsiz hale gelerek, kulak hatta ve saçlı deri veya saç çizgisinde kamufle olmaktadırlar.

Bir yüz ve boyun germe ameliyatından sonra kalacak izlerin belirginliğine etki eden en önemli faktörlerden birinin de ameliyatı olacak kişinin bireysel cilt yapısı olduğunu unutmamak gerekir. Kimilerinin yapısı hızlı iyileşme ve az yara izi dokusu oluşumuna yatkın olabilirken, bazı kişilerin yapısı ise daha geç iyileşmeye ve daha fazla yara izi dokusu oluşumuna yatkın olmaktadır. Nadir de olsa ileri seviyelerde bu hipertrofik yara izlerine (geniş, etli, kalkık yara izlerine) veya keliodlere (aşırı büyüyen ve büyümeye devam edebilen, pembe/kırmızı renklere dönüşebilen, kalkık, etli yara izlerine) dönüşebilmektedir. Fakat kişinin genetik yapısında böyle bir durum yoksa, diğer etkenler de elverişli durumda ise, oluşacak yara izleri zamanla oldukça azalarak fark edilmesi zor hale gelebilmektedir. Bu süre 1 yılı bulabilir ve yara izini güneşten korumak önemlidir. Sağlıklı beslenme ile bazı krem ve jeller de yara izlerinin iyileşip, belirsiz hale gelmelerine katkı sağlamaktadır.